14 Nisan 2008 Pazartesi

Masumiyet korunmasızdır

Masumlar korunmayı bilmez. Biz bilirdik, bize sorsaydın söylerdik. Sormadın.

Ölümün daha da kapatacak bizi evlerimize belki. Belki kadınlar daha çok korkutulacak babaları, abileri, kocaları hatta oğulları tarafından: "Dünya kötü. Güvenme kimselere. Kır dizini, otur evinde" Ve biz kocaman, büyülü bir orman olan bu dünyada bir ağacın kovuğunda yıldızlara hasret ömür çürüteceğiz.

Ama ben Pippa... Ben, insan kardeşlerine güvendiğin için teşekkür ederim sana. Korunmasız geçtiğin onca yol için.

Bu teşekkürle git ülkemden. Gözünde kalan son görüntüyle değil; seni öldüren katilin kadın açlığıyla, yoksullukla, çaresizlikle cendereye sokulmuş, geri dönüşsüz şekilde kirlenmiş ruhu, kötüleştirilmiş bakışlarıyla değil.

Bu şiir hiç yayınlanmadı. Senin için ayrılmış demek ki yıllardır kenara. Senin olsun Pippa Bacca.

Yaz Ey Şehir!

I.
Yaz ey şehir
Eraş negatif ve pozitif kanımıza bulanmış toprağına
Şimdi gidiyoruz biz
İki serçe, üç güvercin, birkaç kedi köpek
Kuşlasın kardeşlerimiz bizi sokaklarına

Denklerimiz yüreğimizle bir
Nasıl gelmiştik kilitli kapına
Cahil cesaretin koçbaşıyla
Kapını zorladığımızı yaz, unutma

Yaldızlı, yıldızlı, ormanlı, ballı göğünde
İki kadın üç erkek birkaç kedi köpektik en fazla
Ama bir o kadar da terazi, yay, balık ve akrep
Kızıl pırıltılar saçan gümüş kanatlı
Sil bizi şimdi düş burçlarından
Gidiyoruz biz. Sen kal ey canı hepimizden tatlı

Dersen ki:
Bunlar vardığında huzuruma
İki sürgün, üç yitik, birkaç kedi köpekti
İkisini ben yedim, üçü kendini yedi
Gerisi çöplüğe gitti

Deriz ki biz de sana:
Atmaaaaaaaa!
Sonuncuların yeri makbuldür tarihimizde
Anıları martılarla kanatlanıp denize gitti
İkinin biri demlenmiş çay kokusuna
Diğeri bir kanatlı ata bindi
Üçün üçü de sana girdi

İyisi mi sen terk edilişinin küplerine binip
Karartma göğünü de yaz ey şehir
Kardeşliğimizi yaz

Bizden sana, senden bize akıp giderken yaz
Kanı karıncalanan şiirleri
Nasıl gömdüysek bağrına
Sen de bize şiirlen şimdi
Baharlı dallarınla bizi yaz

Dönersek bir gün eskimiş tren yollarından
Hüzün çiçekleri taşımayız yoksa alkollü garına
Bindiğimiz otobüs terminaline yanaşmaz, bilesin
Sana kavuşmak sevincimiz olmaz bir daha

Şarap şişemizi son kez kaldırıyoruz bulutlarına
Sevgili üvey anamız, ey kanlı şehir
Yazılsın gazetelerine hikayemiz
Afişle aile resmimizi duraklarına

II.
Yaz ey şehir
Sana son bir diyeceğimiz var
Tarihi tahrifimiz olan bu duvar
Biz çocuklarına mezar olmuştur
Kırık bir aynadır şimdi senin zamanın
Gülyüzlü suretinden kanımız damlar

Yaz ey şehir
Bir daha düşersek senin yoluna
Bir daha gelir de durursak kapında
Geniş caddelerinden, yosma bulvarlarından değil
Seni çevreleyen ince patikalardan yürüyeceğiz

Yaz ey şehir
Bir daha görürsen bizi sokaklarında
Yine yankılanırsa parke taşlarında ayak seslerimiz
Bil ki senin için değil, sana karşı yürüyeceğiz

Yaz ey şehir
Bir daha kapına gelirken
Alçak insanlarının üstünden
Yüksek damlarının üstünden
Bulutlarının bile daha üstünden

Gökyüzünden yürüyeceğiz!

24 Eylül 2002

8 yorum:

elektra dedi ki...

ah abla:( haftasonu hepimiz ne kadar utandık aynı sonu düşünüp sessizce, pippa'nın başına tam da düşündüğümüz şeyin geldiğini öğenince. çok güzel uğurlamışsın sen onu.
ne fenadır bu dünyadan giderken gördüğün şeyin o azgın suratttan başka bir şey olmaması.

ben de teşekkür ediyorum pippa'ya. bu kadar güvendiği için insanlara.
:(

Arzu Çur dedi ki...

Ablacım, böyle kötülüklerin aletlrine kaybettirdiği ve bizim de kaybetmemiz istenilen şey tam da o güven duygusu işte.

Kaybetmeyeceğiz. Eve girmeyeceğiz. Sokağa çıkacağız. İnadına yapacağız.

Haklı olan biziz. Umarım kazanacak olan da. Kaybedersek çünkü, kimse kazanamayacak. Hiç kimse.

şule dedi ki...

Yüreğim acıyor. Kaybolduğu haberini duydugumdan beri, sonunun nasil baglanacagini az cok tahmin edebiliyorduk hepimiz. ama iste, hep "belki" ile bir umut tasidik sanirim. ve o umut bitti haftasonunda. yerini korkunc bir utanmaya ve huzne birakarak. bu ulkede tecavuz icin hep mesru nedenler bulunmaya calisilir. gelinen nokta ortada. utandik demek, uzulduk demek, kahrolduk demek yetmiyor...

ben bazi siirlerin zamanini bekledigine inanirim. bu da, ne yazik ki, pippa'yi bekliyormus demek ki...

Arzu Çur dedi ki...

Evet, biz hepimiz bunun böyle sonuçlanabileceğini biliyorduk. O da biliyordu büyük ihtimalle.

Kadınlar bugün akşam saat 19.00'da Galatasaray Lisesi önünde "Yeter artık" demek için toplanacaklar.

Gerçekten de yeter artık be!

ece dedi ki...

Neden bizim ülkemizde olur ki böyle şeyler... Bu şiir gözlerimi doldurdu Arzu'cum çok fazla çok çok fazla şey geldi aklıma... Eline koluna sağlık...

Arzu Çur dedi ki...

Sadece bizim ülkemizde değil ki Ececim, ne yazık ki dünyanın her yerinde oluyor. Bu yerel değil,genel bir şey. Kışkırtılmış erkeklikle ilgili, yaşatıldığımız cehennemle ilgili. Yaşamayı seçtiğimiz/boyun eğdiğimiz sistemle ilgili.

Bu şiir "Gökyüzünden yürüyeceğiz" diye bitince benim de gözüm doluyor be Ece.

ekmekcikız dedi ki...

Böyle zamanlarda bütün dünya kötü diye düşünüyorum.
Sadece buradaki insanlar değil.
Tek fark kötülüğün, zaman içindeki farklı göstergeleri olmalı.
50 yıl önce şurada böyleyken, 10 önce orada öyleydi, şimdi burada yaşanan bu.
:((

Arzu Çur dedi ki...

ekmekçikız,

Kötülük deyip de kurtaramıyorsun ki işte paçayı. Kötüler her zaman var olacak, tamam. Ama korunmak için bir şeyler de olmalı bi yandan.

Ben dşyorum ki, kızım olsaydı beş yaşından itibaren sağlam bir dövüş eğitimi aldırırdım. Ciddiyim ya.