7 Ağustos 2008 Perşembe

Sayıklamalar

Hiçbir şeyi yetiştirmek zorunda olmadan yazsam. Kendi kendime söyler gibi yazsam. Kimse okumayacak bunu nasılsa diye yazsam. Şaşırmasa elim, takmasam kimsenin ne diyeceğini, böyle yazsam.

Bir öykü uydurmasam hiç. Sadece yazmanın hazzı için yazsam. Müzik etkilemese elimi, dilimi bağlamasa sözler, elim yazsa hatta ben okusam.

Etraftaki seslerin ritmine uyarak, hayata bağlı kalıp ondan yine de koparak, bir küçük uçurtmaymışım da yokmuş tutanım gibi uçsam da yazsam.

Şiir gibi çıksa, şarkı gibi kendiliğinden dokunsa harfler, tıpkı şimdi yaptığım gibi sadece tuşlara basarak yürüsem parmak ucunda, yürüsem de yazsam.

Böyle yazarsam eğer biliyorum ki dokunmaz bana karanlık, ulaşılmaz yerlerime iner de yazarım.

O zaman içimden yükselen bir ben var ya işte onu bulur da yazarım.

Dönmeden gider geri gelir hatta aramadan aradığımı bulur da yazarım.

Kelimelerin dizginini boş bırakınca elimden aşağı su boşalmış gibi olur, o buz sulu çeşmeye elimi sokar, parmaklarımı uyuşturur, tırnaklarımı kor ateşe basar, yakar da yazarım.



6 yorum:

pigmelerle.dans.eden dedi ki...

Iyi dileklerin icin tesekkur etmekicin ugrayiverdim taaa buralardan :)
Sevgiler,
Tesekkurler,
Meltem

ekmekcikız dedi ki...

Çur Hanmcığım,
İlk cümledeki dileğinin en kısa zamanda gerçek olmasını diliyorum.
Hatta, bu yazını okuduktan sonra demeliyim ki, zaten gerçekleşmiş bile.
:))

Arzu Çur dedi ki...

Hoşgeldin Meltem,

Dileklerim baki. Daha da çok olsun yeni yaşında yapmayı hedefleyip de gerçekleştirebildiklerin.

Oralara kalpten sevgiler,

Arzu Çur dedi ki...

Ekmekçim kızım, bu işlerin valla da billa da perisi var işte. Perim bol olsun:)

şule dedi ki...

bir küçük uçurtma olup da tutanın yokmuş gibi yazdığında, seni okumak çok keyifli oluyor. Uçurtmaya takılıp bilmediğin ama çok güzel olan diyarlara uçmak gibi :)

Arzu Çur dedi ki...

Ben de gittiğim yeri bilmediğim için yazarken, öyle oluyor sanırım. Sağolasın:)